sıcak oldugu halde soguk evim,harc duvarlar, yalnızlık ve karanlıgın güzelliği.
nefes alıp vermenin kolaylığını unutup,dertler uydurmuşum kafamdan,
bu sırada dışarda yıldızların fısıltısı,ayın gülüşü parlak; güneş zaten coktan gitmiş.
herşey bukadar güzel yani.
ama bu yatak hiç bukadar huzursuz olmamıştı.
bu sıcak ama soguk yatağımı,evimi arkadaşlarımı bırakıp,
huzuru, senin soğukluğunda aramam gerek belki.
belki güneşim olup ısıtırsın beni.
belki umutsuzlugum,
mutsuzluğum.
ama termodinamiğe göre bile ısıtmak sogutmaktan daha kolay,
ve kolay olan çekicidir.
18 Ocak 2008 Cuma
15 Ocak 2008 Salı
yapbozdaki kırık kulaklı tavşan--
eve gittiğimizde şaşırdık bulduklarımıza,
az önceki çarpışmanın hala üzerimizdeki ürpermişliğiyle..
bir tane renkli tavşan kulağı bulduk, bu sanki masanın üstündeki yapbozdaki tavşanın kırık
kulağına uyardı.. gülümsedik..
gülümserken bir şey farkettik ki sanki uzun zamandır böyle gülümsememiştik..
baharda babannemizin ağacına tırmanırken zerimize dökülen kiraz çiçeklerini hatırlamak gibiydi bu. bir anlık bir düş kadar.
daha sonra minik bambaska bir şey daha bulduk..
ne mi?
onu bulduğumuza pek sevinmedik aslında, bizdekine benziordu ama biliorduk bu sefer bu bizim değildi.. ve her kime aitse suretini okuyamadığımız kişiye üzüldük bir an..
kalbimizin olduğu söylenen o düzlemin üzerine basdık bir süre onu.. gözlerimizi yumarak, o sihri yapmaya çalıştık bir kez daha..
abra kadabra diyince her şeyi çözen sihirbazları hiç izlememeliydik küçükken..
az önceki çarpışmanın hala üzerimizdeki ürpermişliğiyle..
bir tane renkli tavşan kulağı bulduk, bu sanki masanın üstündeki yapbozdaki tavşanın kırık
kulağına uyardı.. gülümsedik..
gülümserken bir şey farkettik ki sanki uzun zamandır böyle gülümsememiştik..
baharda babannemizin ağacına tırmanırken zerimize dökülen kiraz çiçeklerini hatırlamak gibiydi bu. bir anlık bir düş kadar.
daha sonra minik bambaska bir şey daha bulduk..
ne mi?
onu bulduğumuza pek sevinmedik aslında, bizdekine benziordu ama biliorduk bu sefer bu bizim değildi.. ve her kime aitse suretini okuyamadığımız kişiye üzüldük bir an..
kalbimizin olduğu söylenen o düzlemin üzerine basdık bir süre onu.. gözlerimizi yumarak, o sihri yapmaya çalıştık bir kez daha..
abra kadabra diyince her şeyi çözen sihirbazları hiç izlememeliydik küçükken..
ilk karşılaşma-
kim için ve ne için dökülüyordu zaman ellerimizden,
uçuşup dağılmıştı yerlere köşedeki hayaleti geçerken çarparak bulduğumuz dostluklar..
eğildik yere ve toplamaya başladık birer birer, beklenmiş ve kayıp kalan tüm sözleri..
maskelerden suretleri görmeye kör kalmış gözlerle baktık birbirimize..
ne aramak lazımdı artık gözlerde, var olmadıklarını bildiklerimiz hayaletleri mi ; yoksa
varolduğuna inandırıldığımız gerçekleri mi?
hangisi, ne kadar acı verirdi ?
hangisi, nereyi ne kadar iyi ederdi?
sonra
uçuşup dağılmıştı yerlere köşedeki hayaleti geçerken çarparak bulduğumuz dostluklar..
eğildik yere ve toplamaya başladık birer birer, beklenmiş ve kayıp kalan tüm sözleri..
maskelerden suretleri görmeye kör kalmış gözlerle baktık birbirimize..
ne aramak lazımdı artık gözlerde, var olmadıklarını bildiklerimiz hayaletleri mi ; yoksa
varolduğuna inandırıldığımız gerçekleri mi?
hangisi, ne kadar acı verirdi ?
hangisi, nereyi ne kadar iyi ederdi?
sonra
elimizde yere düşerken karışmış, kimi bize ait kimi ait olmayanlarla doğrulduk yerden..
14 Ocak 2008 Pazartesi
gülücük :)
hey bayan,
hişt sana söylüyorum,
işte sen ya ,
yeşilli, (bunu okurken yeşil bişiler vardır üzerinde umarım:)
esmer olan,
evet sen işte.
iyi dinle:
kalbinde yer varmı bana,
yoksa ayarlasana biyerler,
kiracı olarak deil,yani hep kalcam ben,
yeterki ayarla sen,
ne istersen veririm,
depozitoysa depozito,
senetse senet imzalarım,
el istersen ellerimi,parmak istersen parmaklarımı
gözlerimi kaşlarımı,
hiç gürültüde yapmam,
karı kızda girip çıkmıcak,
söz
:)
neyse bunları boşver,
sadece gülücüklerine boğ beni yeter...
bitti, hadi git şimdi.
hişt sana söylüyorum,
işte sen ya ,
yeşilli, (bunu okurken yeşil bişiler vardır üzerinde umarım:)
esmer olan,
evet sen işte.
iyi dinle:
kalbinde yer varmı bana,
yoksa ayarlasana biyerler,
kiracı olarak deil,yani hep kalcam ben,
yeterki ayarla sen,
ne istersen veririm,
depozitoysa depozito,
senetse senet imzalarım,
el istersen ellerimi,parmak istersen parmaklarımı
gözlerimi kaşlarımı,
hiç gürültüde yapmam,
karı kızda girip çıkmıcak,
söz
:)
neyse bunları boşver,
sadece gülücüklerine boğ beni yeter...
bitti, hadi git şimdi.
4 Ocak 2008 Cuma
sabah ezanı ve fısıltıyla başlarken gün, yagmurun sesi yarıyor karanlığı.ben anı yaşıyorum.
gözlerimi açtığımda, sokak lambasından peydahlanmış parmaklık gölegesisin,buğuda oluşturdugu figür çok romantik.
O an yokluğun yanımda.
O an varlığın umutsuz.
bana yine anı yaşamak kalıyor.
O an;
vücudum yatmak,
ellerim yazmak,
beynim uyumak, ister.
onlar isterde ben istemezmiyim bişiler,tabiki isterim.
bende rüyamda hayellerimi görmek isterim.
rüyamda yapmak istediklerimi yapmak isterim.
seni isterim.
kokunu,
gülüşünü,
bakışlarda olsun hadi.
haydaa,
gözlerim kapanıyor,kapanmak istiyor inatla,
herkesin istedigi olcak birazdan.
benimkide olsun.bunu umuyorum.
hep ummuyormuyuz zaten...
gözlerimi açtığımda, sokak lambasından peydahlanmış parmaklık gölegesisin,buğuda oluşturdugu figür çok romantik.
O an yokluğun yanımda.
O an varlığın umutsuz.
bana yine anı yaşamak kalıyor.
O an;
vücudum yatmak,
ellerim yazmak,
beynim uyumak, ister.
onlar isterde ben istemezmiyim bişiler,tabiki isterim.
bende rüyamda hayellerimi görmek isterim.
rüyamda yapmak istediklerimi yapmak isterim.
seni isterim.
kokunu,
gülüşünü,
bakışlarda olsun hadi.
haydaa,
gözlerim kapanıyor,kapanmak istiyor inatla,
herkesin istedigi olcak birazdan.
benimkide olsun.bunu umuyorum.
hep ummuyormuyuz zaten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)